4. Sanayi Devrimi - Endüstri 4.0

Arge,inovasyon,teknoloji yatırımlarını paylaşıyoruz..
faruk gorez

Re: 4. Sanayi Devrimi - Endüstri 4.0

Mesaj gönderen faruk gorez » 08 Oca 2017 15:44

Türkiye Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında
TÜBİTAK'ın bin firmayla yaptığı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de sanayinin dijital olgunluk seviyesi Endüstri 2.0 ile Endüstri 3.0 arasında yer alıyor.
Türkiye Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında


Üretimde Endüstri 4.0'la dijital dönüşüme yönelik adımların atıldığı bir ortamda Türkiye'de sanayinin teknoloji karnesi çıkarıldı.

TÜBİTAK, akıllı üretim sistemlerine yönelik öncü ve kritik teknolojilerdeki mevcut durumun ve ihtiyaçların saptanması amacıyla, ilgili teknolojik alanlarda kurumdan Ar-Ge desteği alan firmalar yönelik araştırma gerçekleştirdi.

Bu kapsamda, yaklaşık bin özel sektör kuruluşuna kapsamlı bir anket uygulandı. Çalışma sırasında özel sektör kuruluşlarının görüşleri ve cevaplarını toplanarak analiz edildi.

Ankette, kuruluşların Ar-Ge ve akıllı üretimle alakalı ilgi ve entegrasyon seviyelerini ölçmeye yönelik sorulardan oluşan bölümlerin yanı sıra, Ar-Ge ve uluslararası iş birliği ihtiyaçları, ilgili teknolojiler bazında ulusal yetkinlik, firma ve ulusal düzeyde etki potansiyelini belirlemeye yönelik kısımlar yer aldı.

Araştırma sonuçlarına göre, firmaların yüzde 22'sinin Yeni Sanayi Devrimi arka planındaki akıllı üretim sistemleri konusunda "kapsamlı bilgiye sahip olduğu" belirlendi. Firmaların yüzde 59'unun "genel bilgi sahibi olduğu", yüzde 19'unun "bilgisinin olmadığı" sonucuna ulaşıldı.

Farkındalığı en yüksek 3 sektörü elektronik, yazılım ve malzeme oluşturuyor.

Bilgisayar, elektronik ve optik ürünler alanında kapsamlı bilgi sahibi firma oranı yüzde 39'a çıkıyor. Yazılım ve danışmanlıkta bu oran yüzde 36, malzeme (kauçuk ve plastik) alanında yüzde 22 düzeyinde seyrediyor.

Firmaların yüzde 50'sinin gelecek 3-5 yıl içerisinde üretim hatlarına ilgili teknolojileri entegre etme stratejileri bulunuyor. Stratejisi bulunmayan firmaların oranı yüzde 20, stratejisi uzun vadeye yayılan (5-10 yıl) firmaların oranı yüzde 30'a karşılık geliyor.

Türkiye'de sanayinin dijital olgunluk seviyesi Endüstri 2.0 ile Endüstri 3.0 arasında yer alıyor. Olgunluk seviyesi en yüksek 3 sektör, "malzeme", "bilgisayarlar, elektronik ve optik ürünler" ve "otomotiv ve beyaz eşya yan sanayisi"nden oluşuyor.

Akıllı üretim sistemleri kapsamında en çok katma değer sağlayacağı değerlendirilen teknolojiler "otomasyon ve kontrol sistemleri", "ileri robotik sistemler", "eklemeli imalat" olarak öne çıkıyor.

Katma değerin en yüksek olacağı değerlendirilen 3 sektör ise "makine ve ekipman", "bilgisayarlar, elektronik ve optik ürünler" ve "otomotiv ve beyaz eşya yan sanayisi" olarak gösteriliyor.

Kaynak: AA
344877.jpg
344877.jpg (86.24 KiB) 489 kere görüntülendi

faruk gorez

Re: 4. Sanayi Devrimi - Endüstri 4.0

Mesaj gönderen faruk gorez » 09 Oca 2017 11:04

Sanayi 5.0 yolda

Tesla (elektrikli otomobil). SpaceX (Uzaya Mars’a seyahat). Hyperloop (vakumlu tüp içinde yeryüzünde seyahat). GigaFactory (100 futbol sahası büyüklüğünde pil fabrikası). SolarCity (Nevada Çölü’nde güneş enerjisi tesisi). Bunların hepsini akıl eden, vizyonunu çizen, girişken işadamı Elon Musk. Geçen ay Los Angeles’te trafikte kalmış. Aklına “dahiyane” bir fikir gelmiş: Ben, tünel işine gireyim. Yerin altında üstüste tüneller yapayım, trafik sorununu çözeyim.

Ardarda attığı tweet’lerde anlatıyor: “Tünel iyi çözüm. Yerin altında bir delikten ibaret. Trafik sorununu gidermek için şehirlerin altında tüneller açabilirsiniz. Değişik düzeylerde böyle 30 tünel bile olabilir. Bu da trafiği yoğun şehirlerin sorununu tamamen çözer.”

Elon Musk, tweet’lerinde kelime oyunları da yaparak devam ediyor. Tünel açma makinesinin adı İngilizce’de “boring machine”. Bu kelime hem “yeri delmek” anlamına geliyor, hem “sıkıcı” anlamına. Elon Bey, şirketine “Boring” adını verecekmiş: Sıkıcı... Devam ediyor: “Evet, sıkıcı. Yaptığımız iş bu.” Yani, sıkıcı bir iş yapıyoruz. Ekliyor: “Bunu gerçekten yapacağım.”

Aralık sonundaki bu tweet’leri iş dünyası ciddiye aldı. Ama Elon Musk’tan, bu konuda yeni bir açıklama gelmedi, şimdilik. Herkesleri aşan engin yenilikçi vizyonuyla, gerçekten bu işe de girebilir.

Tam da Elon Musk’ın niyetini anlamaya çalışırken şu haber çıkıverdi:

Londra’da çalışan PLP Architecture mimarlık şirketi, sadece sürücüsüz otomobiller için şehirlerin altına tünel açmayı öneren bir proje açıkladı. Adı: Otomobil Borusu (CarTube). Burada da bir kelime oyunu var.

İngilizler metroya “tube” (boru) der. Amerikalılar için bu kelime “boru” demektir. Onlar, metroya “subway” (yer altı yolu) derler. İngiliz mimarların önerdiği “boru” şöyle çalışacakmış: Araçlar yapay zekalı, aralarında kısa fren mesafesi bırakarak (tıpkı metro gibi), nizam intizam içinde tespih böcekleri gibi, aynı hızda gidecekmiş. Bu sayede daha çok araç, aynı anda boruda yer kaplayacakmış. Borudan sağa sola sapılmayacağı için, ulaşım daha hızlı olacakmış. Bu araçlarla bir yere gitmek isteyen kişi, ceptelinden araca mesaj gönderecek, rezervasyon yapacak, aracın yapay zekası gidilecek uzaklığı hesaplayarak müşteriye, ödeyeceği miktarı iletecek. Müşteri, parayı ödedikten sonra aracına binip borunun içinden gidecek.

Bu proje, teknoloji medyasına çıktığı sırada, taksi hizmeti sunan Uber’in, bu hizmetini Volvo XC90 sürücüsüz araçlarla vermeyi planladığı test sürüşleri ABD’nin Pittsburgh kentinde devam ediyordu. Uber, halen ABD’de sahibi olduğu bir milyon aracının tümünü sürücüsüz hale getirmek istiyor. Tam da bu konuda Google henüz geçen hafta bir patent aldı: Yine Pittsburgh’da ABD’nin öncü teknik üniversitelerinden Carnegie Mellon’la ortaklaşa geliştireceği bir sürücüsüz araç projesi için... Bu araçlar, müşterinin ille her istediği yerde inip binmesine şimdilik yeterli değil. Yol yapımı, trafik akışının değişmesi, engebeli arazi gibi nedenlerle sürücüsüz araçlar, sadece iyi tanımlanmış noktalarda bu indirme bindirme işine uygun. Google, bu adresleme sorununa getirdiği çözümü patente bağladı: Müşteri, binmek istediği yeri araca bildirecek. Merkezi bir sistem, aracı “daha uygun” bir noktaya yönlendirecek. Bu bilgiyi, müşteriye de iletecek. Böylece ikisi orada buluşacak. 22 Aralık 2016 tarihli 22 sayfalık patentte kilit nokta, bu merkezi sistem: Google Haritaları... Bu patent, Google’ın Uber’e golü olarak görüldü.

Otomobil derken, elektriklisi, derken sürücüsüzü, derken daha akıllısı, derken daha da akıllısı, derken açık veri kullananı... Sanayi 4.0’ü yeni hecelerken, Sanayi 5.0 ufukta.

Edip Emil ÖYMEN

Kullanıcı avatarı
erdemka38
Site Admin
Mesajlar: 1840
Kayıt: 20 Ara 2014 19:15

Re: 4. Sanayi Devrimi - Endüstri 4.0

Mesaj gönderen erdemka38 » 15 Oca 2017 18:37

Makineler Bilgisayarlarla bütünleşti yolları da buna dahil edersek trafik insan hatalarından arındırılmış olacak..

faruk gorez

Re: 4. Sanayi Devrimi - Endüstri 4.0

Mesaj gönderen faruk gorez » 19 Şub 2017 15:45

Teknoloji 'insanın yerini alma' konusunda ne kadar iddialı?
Teknoloji düşmanımız değildir, ama insanı işsiz bırakma potansiyeli karşısında, Uzakdoğu halklarının dediği gibi, "Düşmanını öğretmen yapmayanlar gelişemez!" ilkesine uymalıyız. İnsanları öğrenme ve değişme yönünde motive etmeliyiz.
Teknoloji 'insanın yerini alma' konusunda ne kadar iddialı?
350581.jpg
350581.jpg (55.43 KiB) 485 kere görüntülendi
RÜŞTÜ BOZKURT

Teknoloji, insanların çıplak gücüyle yapamadıklarını, aklını kullanarak bulduğu metot ve araçlarla yapabilmesidir. İnsan gücü, su gücü, rüzgâr gücü, hayvan gücü gibi organik enerjiye dayalı üretim ve ulaşım aşaması yaklaşık 12 bin yıl sürmüştür. Derinleşen maden kuyularındaki suları boşaltmanın yarattığı zaruret, düşük basınçlı buhar makinelerinin icadının itici gücü olmuştur. Organik enerjiden mekanik enerjiye geçişin yarattığı "kesintisiz güç" insanlık tarihinde ikinci büyük değişim ve dönüşümü yaratmıştır. Son 300 yıldaki teknolojik gelişmeler, insanın kas gücünün uzantısı olmuş, uzay derinliklerini gözlemenin önünü açmıştır. Yatay sondaj imkanları nedeniyle dünya küresinin derinliklerinde kaya gazı, petrol ve diğer bir dizi mineral ve madene ulaşılmıştır.

Yaklaşık kırk yıldır etki alanını giderek genişleten dijital teknoloji, ölçme, sayma, biriktirme, karşılaştırma ve analitik alanında yarattığı hızlı gelişmelerle insanoğlunun kas gücünün uzantısı olmanın ötesinde "zihin gücünün uzantısı" haline gelmiştir. Son dönemlerde otomasyon olanaklarının gelişmesi ve yapay zekanın ilerlemesi sayesinde teknoloji "insanın performansını artıran araç olması ötesinde insanın yerini almaya" başlamıştır.

MESLEKLERİN DOĞASI DEĞİŞİYOR

Teknolojik gelişmelerin yarattığı değişmelerin fırsat ve tehlikelerini keşfetmek, tanımlamak, alternatif çözümler üretecek karşılıklı etkileşim alanları yaratmak istiyorsak "eğilimleri" kavramak bir ilk adım olacaktır:

1. Ulaşabilirlik ve erişilebilirlik olanakları "müşteri ve rakip" tanımını değiştiriyor.Herhangi bir elektronik araçla eriştiğimiz her yerdeki üreticiler "potansiyel rakibimiz", tüketiciler de "potansiyel müşterimiz" haline gelmiştir.

2. Yeryüzündeki kaynakları, yeni araç ve metotlarla sentezleyerek kullanılabilir "yeni malzemeler" hızla devreye girmektedir.

3. Yeni malzemeler "işleme tekniklerini" değiştirmekte; iş süreçleri farklılaşmakta; o nedenle "işle insan arasındaki ilişkiler" değişmektedir. İşyeri yönetiminde "çalışanların birikimi", "müşterilerin birikimi", "iç süreçlerin geliştirilmesi", "dış süreçlerin kavranması" ve rekabetin özünü oluşturan "inovasyon" alanında ilerleme sağlaması rekabet gücü yaratmanın merkezi etkenlerini oluşturmaktadır.

4. İstihdam anlayışı, 12 bin yıllık Tarım Toplumu aşamasındaki birikimleri, 300 yıla yakın Sanayi Toplumunun paradigmalarını hızla farklılaştırmaktadır.

5. Ürünlerin doğası, akıllı donanımlar, işlevsel algoritmaları içeren yazılımlarla köklü biçimde değişmektedir.

6. Girdi alınan ve girdi verilen sektörlerdeki değişme, üretimin ileriye ve geriye doğru bağlantılarındaki farklılaşması "mesleklerin doğasını" da değiştirmektedir.

7. Otomasyon teknikleri ve yapay zeka alanındaki gelişmeler insan beceresine yaklaşmakta; vardıyası olmayan, evde çoluk-çocuğunu düşünmeyen, yaşam zenginliği arayışı olmayan robotların "işgücü maliyetleri" üzerindeki etkisini giderek artırmakta; "ücret düzeylerindeki düşüş eğilimi" güç kazanmaktadır.

8. Robotların maliyeti hızla düşerken, robot kullanımı da büyük bir hızla artmaktadır. BBC'den Tim Bowler, "Büyük Yakınsama" adlı kitabın yazarı Richard Baldwin'ın görüşlerini aktardığı haber-yorum içerikli yazısında belirttiği gibi sanayide kullanılan robot sayısı hızla artmaktadır. Yaklaşık rakamlarla anlatırsak, 1985' de 300 bin olan üretimdeki robot sayısı on yıl sonra 1995'te 530 bin düzeyine çıkmıştır. Robot kullanımı 2005 yılında bir milyon adedi aşmış, 2018 yılı için yapılan tahminlere göre ise sayı 2 milyon 600 bine aşacaktır.

ADİDAS'IN VERDİĞİ DERS VE DİL ENGELİNİN KALKMASI

Otomasyon ve yapay zekanın yarattığı eğilimlerin yaşam biçimizi ve yaşam tarzımızı nasıl etkileyeceğine ilişkin somut göstergeler var. ADIDAS' ın yeni "üretim yeri seçme stratejisi" gibi. Bu çok uluslu, çok kültürlü şirket Vietnam'daki fabrikasını Almanya'ya taşıdı. Şirketin Atlanta'da yeni fabrikası açıldı. Teknolojinin insanın performansını artırması kadar onun yerini almasının yarattığı riski anlatan gelişmeyi ADIDAS'ın yeni yer seçimi stratejisi net biçimde anlatıyor.
ADIDAS' ın hedefi, üretimini tüketicilerin yakınına taşıyarak "tedarik zincirinde kısalmalar" yaratmaktır. Ancak bir noktaya dikkatlerimizi yoğunlaştırmalıyız: ADIDAS tüketimin merkezlerine dönüş yapıyor ama yerel işgücünü istihdam etmiyor; robot kullanmayı tercih ediyor.

Gelişmiş Batı Avrupa ülkelerinde 50 dolar olan saat ücretinin Çin'de 10 dolar düzeyinde olmasının zorladığı "üretimin mekandaki hiyerarşisi" yarım yüzyıl bile geçerliliğini koruyamayarak tersyüz oluyor. Bu eğilimin "olası etkilerini" öngörmek ve alternatifler oluşturmak, insanın işini ve aşını güven altına alabilmesinin yollarından sadece biri.
Çalışanların ve müşterilerin birikimini, iç süreçlerin iyileştirilmesini, dış süreçlerin kavranmasını, açıklanması ve alteirnatifleringeliştirilmesini daha derinden etkileyecek bir "bağımsızlaşma eğilimine" daha dikkat çekmeliyiz: Dil engelinin ortadan kalkması.

Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu'nun bizim de yazılarımızda son 5 yıldır sürekli dikkat çektiğimiz dil engelinin aşılmasına ilişkin yorumuna birlikte bakalım: "Belki de 3-4 yıl sonra yabancı dil tarihe gömülecek. Amerika ya da İngiltere' de doğan bir çocukla dünyanın farklı coğrafyalarında doğan bir çocuk arasında doğal bir rekabet ortamında eşitsizlik var. Amerika ya da İngiltere'de doğmadıysa bir sıfır yenik başlıyor hayata. Dil öğrenmek için yıllarını harcıyor. Yabancı dil için hem para hem de zaman harcıyor.Yarınlarda Hindistan'da doğan bir çocuk buluşunu kendi dilinde anlattığında karşısındaki Japon'sa onu kendi dilinde anlayacak. Şunu düşünün.Bizim ülkemiz gibi birçok ülkede çocuklar dil öğrenmek için haftada 25 saat ders görüyor. Bunun yerine herhangi bir konuda ders alsalar, kendilerini geliştirseler. Örneğin, yazılım dilini öğrenseler, kodlama yapsalar.Dünya buna doğru gidiyor. Bu dünyanın çocukları robot teknolojisini öğrenerek büyüyecek. Türkiye geç kalmadı.Bizim de bunu yapabileceğimize inanıyorum."

FELAKET TELLALILIĞI FARKLI BİR ŞEY

Bizim bu yazı kapsamında anlatmak istediğimiz "önlenemez bir felaketin" kapısında olduğumuzu söyleyen bir "felaket tellallığı" yapak değil. Yapmak istediğimiz şey, eğilimleri erken uyarı mantığıyla kavramak, fırsatlarını değerlendirmek ve tehlikelerine de en düşük maliyeti ödemek için önce entelektüel düzlemde, sonra da uygulama alanında önlemler alınmasına katkıda bulunmaktır. Gelişmeler ne kadar hızlı olursa olsun, gelişmeleri yaratan insan aklının, alternatif çözümler yaratmadaki potansiyelini de gözardı etmemeliyiz. Süleyman Demirel'in kitlelere mal ettiği bir genellemeyi düşünmeliyiz:" Çare tükenmez!"

ELON MUSK'DAN İLHAM ALIRSAK:

Yapay zekanın en büyük riski kendi başına hareket etmesi değildir. Yapay zeka biz insanların istekleri doğrultusunda hareket edecektir; insan-odaklı sorun ve çözümleri öne çıkarmak gerekir. İnsan doğasının aşırı ve noksan değerlendirmesini iyi ayarlamazsanız, zarar verici olacaktır.İyi ayarlarsanız zenginlik üretecektir.

Diyelim ki hisse senetlerine sahipsiniz, bunu daha da kuvvetlendirmek istiyorsunuz; yapay zekâ bu durumda en verimli hisse senedini seçecek, sivil amaçlı hisselerini satacak silah üretimiyle ilgili olanları alacaktır. Önemli olan biz insanların ne yaptığını ve nasıl yaptığının farkında olmasıdır.

http://www.dunya.com/tekno-trend/teknol ... eri-350581

Cevapla