Diyarbakır - Haberler - Sohbet

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:05

Mitanniler, Aramiler ve Asurlular Dönemi
Mitanniler, Aramiler ve Asurlular Dönemi
M.Ö.1800 ile M.Ö.1255 yılları arasında, kente Mitaniler egemen olmuştur. Bu dönem içerisinde kalenin sınırları değişmemiştir. Fakat kale duvarlarının sağlamlaştırıldığı bilinmektedir. Diyarbakır’ı ilk defa merkez yaparak bir krallık haline getiren kavmin M.Ö. 9. yüzyılda Aramiler olduğu bilinmektedir. Aramiler zamanında Hurrilerden (Hititler) kalma sur yeniden onarılırken, kent ise bu dönemde büyütülmüştür. Kentin yüklendiği işlevlerin zamanla genişletilecek olan iç kalede cereyan ettiği tahmin edilmektedir. İç kale, Diyarbakır kentinin tarihsel bir çekirdeği olarak başlangıç noktası olma özelliğine sahiptir. M.Ö. 825- 775 yıllarında hüküm süren Asurlular tarafından yağma edilen kent, ticaret yolları üzerindeki konumu ve işlevlerinden dolayı önemini korumuş ve kısa sürede kendini toparlamıştır.
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... Donemi/250

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:05

İnaloğulları Dönemi
İnaloğulları Dönemi
Büyük Selçukluların şehirde zayıflaması sonucu ortaya çıkan İnaloğulları ve Nisanoğulları döneminde surların onarımı ve burçların kuvvetlendirilmesi yapılmıştır. Surların yıkılan kısımları onarılarak sağlamlaştırılmıştır. Surların yanı sıra cami yapımı da bu dönemde görülmektedir. Hz. Süleyman Cami ve Hz. Ömer Cami de bu dönemde yapıldığı bilinmektedir. İnanoğulları döneminin izlerini plan ve mimari özelliklerinde göstermektedirler. Ulu Camii külliyesinin bir parçası olan Şafiiler bölümü de bu dönemde eklenilmiştir. Ulu Cami’de meydana gelen yangın sonrası Ulu Cami külliyesinde yer alan Batı Maksuresi ve çıkış kapısının yer aldığı Doğu Maksuresi bu dönemde yapılan eserlerdendir.
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... Donemi/249

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:06

Helen ve Roma Dönemi
Helen ve Roma Dönemi
Bu dönemde hurilerden kalma kalenin surları sağlamlaştırılmıştır. Kentin ana yollarının bu dönemde şekillendiği kabul edilebilir. İç kale içerisinde yönetici sınıfın konutları, kalenin dışındaki alanda ise, halkın kullandığı pazar yerleri ve çarşı alanlarının ilk temellerinin atılmış olduğu söylenebilir. M.Ö. 69 yılından itibaren kentte egemenlik kuran Romalılar mevcut kenti korumuş, büyük avlulu tapınaklar yapmıştır. Helen döneminden kalan su kanalları sisteminin bakımı yapılarak daha da sağlamlaştırılmıştır. Hıristiyanlığın Diyarbakır ve çevresine yayılışı da Roma dönemine rastlandığı bilinmektedir. M.S. 313 yılında Milano Fermanıyla Roma İmparatorluğunun resmi dini haline gelen Hıristiyanlık, devletten de destek görerek, imparatorluk sınırları içinde rahatça yayılabilmiş; manastır, kilise ruhban okulları, kütüphane gibi yapılar kentsel yerleşmede kurulmaya başlamıştır. Romalılar IV. yy. ortalarından itibaren kenti, Roma Mezopotamya’sının başkenti haline getirmiş, II. Constantius 349 yılında mevcut kaleyi onartmış ve buraya harp makineleri imalatı için “Darüssanaa” yaptırmıştır. II. Constantius 349 yılında iç kaleyi içine alacak doğudaki yarım daire şeklinde olan dış surları da yaptırmıştır. 367-375 yıllarında şehrin surları, halkı içine alacak şekilde genişletilmiş, şimdiki Dağkapı- Urfakapı-Mardinkapı arasındaki surlar yapılmış ve kenti ikiye bölen şu anki Gazi Caddesine denk gelen eski batı surları yıktırılmıştır. Kaynaklara göre; Kapılar her gece gün batımında kilitlenir ve anahtarlar saraya götürülürdü. Bu kural o kadar sıkıydı ki, bu saatten sonra hiçbir gezgin, konsolosları aracılığıyla Paşadan izin almadan buraya kabul edilmezdi. Kent içinde birbiri ile kesişen ana yollar bir kastrum planı niteliğindedir. Ticari faaliyetin yoğun olması nedeniyle merkezde bir de çarşı mahallesi yer almıştır. IV. yy.da kent dış surlarının yapılışı, kentin aldığı büyük göç, Roma’nın Diyarbakır’ı bir askeri merkez olarak kullanmaya başlayışı, kentin fiziksel gelişiminde ve şekillenmesinde etkili bir dönem olmuştu
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... Donemi/248

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:06

Büyük Selçuklular Dönemi
Büyük Selçuklular Dönemi
XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren şehirde hüküm süren Büyük Selçuklular döneminde şehirde görülen doğal afetler sonucu yapılarda tahrip görülmüş ve onarım çalışmasına gidilmiştir. Şehirde yaptıkları eserlerin en önemlisi 1091 de Ulu Cami’in kapsamlı onarımıdır. Melik şah’ın ana bölümünde tek şerit halindeki kitabesi, günümüze kadar gelmiştir. Melik şah’ın Ulu Beden Burcunun kuzeyindeki ve Yedi Kardeş Burcunun doğusundaki burçta yer alan kitabeleri, surlar üzerinde onarım yaptığının en önemli kanıtıdır. Surlara ilave olarak Fındık Burcu, Nur Burcu ve Selçuklu Burcu eklenmiştir. Sultan Melikşah döneminde yapılmış olan bu burçlar üzerlerindeki kitabe ve hayvan figürleriyle dikkat çekmektedir.
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... Donemi/247

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:06

Bizans Dönemi
Bizans Dönemi
Bu dönemde kentte Bizans’ın hâkimiyetiyle beraber şehirleşme ve bayındırlık faaliyetleri baş göstermiştir. Su ve kanalizasyon şebekelerinin yapımı ve yeni iskân alanlarının oluşturulmasına yönelik çalışma yapıldığı anlaşılmaktadır. Kent iskân çalışmalarının yanı sıra dinsel bir merkez konumuna gelmiştir. Hıristiyanlığın hâkim olduğu bir kent konumundadır. Kilise ve manastır yapımına ağırlık verilmiştir. Bizans Dönemi ile birlikte konut yapımı, kiliseler, manastırlar, dükkânlar daha fazla yapılmaya başlanırken, kenti çevreleyen surlarda VI. yy.da Justinianus tarafından güçlendirilmiştir. Sur içinde yer alan Hellenistik ve Roma şehircilik anlayışıyla şekillenmiş, birbirine dik anıtsal yollar, Bizans döneminde değişime uğramış ve büyük yapıların oluşturduğu kentsel doku, bu anıtsal özelliğini yitirme sürecine girmiştir. İç Kale bu dönemde de yönetimsel ve askeri bir işlevi taşımaya devam etmiştir.
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... Donemi/246

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:07

Artuklular Dönemi
Artuklular Dönemi
Bu dönemde kentte bayındırlık ve kalkınma hareketleri görülmektedir. 12.yüzyılda şehirde hüküm süren Artuklular döneminde Diyarbakır’ın tüccarlarıyla ünlü bir ticaret merkezi olduğunu bilinmektedir. Kentteki halı dokumacılığı ve ticareti ile ipek başta olmak üzere kumaş üretimindeki uzmanlaşma baş göstermektedir. Bunun yanı sıra çevrede bol miktarda bulunan bakırın da ustaca islenerek ticareti yapılan mallar içinde önemli bir yeri olduğunu bilinmektedir. El sanatları ve ticaretin yanı sıra iskân faaliyetleri de görülmektedir. Surların onarımına büyük önem verilmiştir. Dış kaleye yeni burçlar eklenilmiş ve birçok köprü yapımına ağırlık verilmiştir. “Evli beden” ve “Yedikardeş” burçları surlara eklenmiştir. İç kale esaslı bir onarımdan geçirilerek orada bir saray yaptırılmıştır. İç kaledeki Artuklu Sarayının 1210- 1220 yılları arasında yapıldığı yapılan kazılar sonucu öğrenilmektedir. İçkale’de Cezaevi konumundaki binanın kapısındaki kitabe de Artuklu Meliki Salih Mahmud’a aittir. 1198-1199 yılında Mesudiye Medresesi ve 1198 yılında Zinciriye Medresesi eklenmiştir. Silvan Ulu Cami, Çermik Ulu Cami, Eğil Taciyan Cami, Zinciriye Medresesi, Mesudiye Medresesi, Hatuniye Medresesi, İçkale Sarayı, Urfa Kapısı, Malabadi Köprüsü, Haburman Köprüsü, Halilviran Köprüsü, Devegeçidi Köprüsü ve yıkılmış olan Ambarçayı Köprüsü’dür.
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... Donemi/245

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:08

Yeni Kapı (Dicle Kapısı - Su Kapısı)
Yeni Kapı (Dicle Kapısı - Su Kapısı)
Şehrin doğusunda yer alan basık kemerli ve tek girişli olan bu kapı, kenti; Suya, yani Dicle’ye bağlar. Ulu cami’nin Hanefiler bölümünde yer alan 1240-1241 tarihli kitabede “Su Kapısı” olarak anılır. Basık kemerli ve tek girişli olan bu kapı, şehirden Dicle’ye yani suyoluna inişi sağlamaktadır. Kapıya dıştan dayanak duvarları üzerine yerleştirilmiş sağlam bir rampa ile kapıya girilir. Girişin hemen kuzeyinde iki katlı dikdörtgen bir burçla tahkim edilmiştir. Geçirdiği onarımlara rağmen Bizans dönemi yapısı olma karakterini korumuştur.
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... apisi-/293

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:08

Urfa Kapısı (Rum Kapısı)
Urfa Kapısı (Rum Kapısı)
Kalenin batısında bulunan Urfa Kapısı, kitabesine göre Artuklu Hükümdarı Karaslanoğlu Artukoğlu Muhammed tarafından 1183-1184 yılında yaptırılmıstır. Kapı üç girişlidir. Kuzey tarafta yer alan girişin kentle, güneydekinin ise Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi ile bağlantılı olduğu söylenir. Kuzey girişi 5.yüzyıla tarihlenmektedir. Kapı üzerinde yer alan bir kitabeye göre, Artuklu döneminde hükümdar Sultan Mehmet tarafından onarılmış ve üzerinde stilize edilmiş insan ve hayvan figürleri bulunan demir kapı kanatları eklenmiştir. Diğerlerinden daha farklı ve büyük olan ortadaki kapının ise Osmanlı döneminde “Saltanat” yâda “Humayun” kapısı olarak işlev gördüğü, padişahın sefer zamanlarında açılıp sonrasında örtüldüğü söylenmektedir. İki dairesel beden arasında yer alan kapı çeşitli değişiklerle günümüze ulaşmıştır. İki katlı olarak düzenlenen bu kapının üst kısmında seyirdim yeri devam etmektedir. Katlardaki giriş merdivenleri ile top yuvalarının eski hali günümüzde sağlam durumdadır. Üç girişten ortadaki kapatılmış olup yanlardaki girişler günümüzde sağlamdır. Güney girişin üst kesimlerine karşılıklı birer boğa başı kabartması yer almaktadır. Yine buradaki kitabenin üstünde stilize bir boğa başına yer verilmiştir. Bu figürün üstünde boğa başına basar şekilde bir kartal kabartması bulunmaktadır. Urfa Kapı’da bulunan çift başlı kartal ambleminin, ne yazık ki baş kısmı tahrip edilmiş durumdadır. Kapıda çok sayıda kitabe yer almaktadır. Kitabedeki yazılar arasında yer alan bitkisel süslemeler yazıların okunuşlarını zorlaştırmaktadır. Ejder kabartmaları, boğa başları, kartal motifleri kapıya abidevi bir görüntü vererek gücü sembolize etmiştir.
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... apisi-/292

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:08

Mardin Kapısı ( Bab-El Tel - Tepe Kapısı )
Mardin Kapısı ( Bab-El Tel - Tepe Kapısı )
Şehrin güneyine açılan tek kapı olan Mardin Kapısı üzerindeki kitabeye göre, 909-910 tarihlerinde Cemil oğlu Amid’li mühendis Ahmed’in marifetiyle onarılmıştır. Kapı şu an tek girişlidir fakat yerden belli bir yüksekliğe kadar görülen kapı söve kalıntılarından anlaşıldığı üzere daha önce üç geçişli olduğu anlaşılmaktadır. Kalenin güneyinde yer alan Mardin Kapısı zamanla köklü değişimler geçirmiş üç girişi olan kapıdan bugün yalnız ortada olanı ayakta kalabilmiştir. Günümüzde sadece doğudaki giriş mevcuttur. Bu giriş şehre ve dışa açılan kapıları ile çift geçitli olarak düzenlenmiştir. Mardin kapısı iki katlı olup zemin kat planı dikdörtgendir. Birinci kata çıkışı sağlayan merdivenler günümüze ulaşamamıştır. Birinci kat ortada dikdörtgen iki yanda yarım daire planlıdır. Yarım dairelerin ortası daire planlı olup üç yönde dikdörtgen mekânlara açılmaktadır. Kapı, sonradan değiştirilmiş olan iki silindirik be¬denle savunulmuş, bugün ayakta kalan kapının sağ tarafındaki kemerli olan geçit, İslâmi dönem¬e aittir. Bu giriş şehre ve dışa açılan kapıları ile çift geçitli olarak düzenlenmiştir. Mardin Kapısı üzerinde yer alan kitabeler Abbasi halifesi Muktedir Billâh dönemine tarihlidir. Kapı üzerinde İslam öncesine ait kabartma ve bezemeler görülmektedir. Yer yer bitkisel motiflerle iç içe kullanılmış yazı bordürlerinin yanı sıra ayırt edilemeyen hayvan figürleri bulunmaktadır.
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... pisi--/291

faruk gorez

Re: DİYARBAKIR TARİHİ-KÜLTÜREL MİRAS PROJELERİ ve ÇALIŞMALARI

Mesaj gönderen faruk gorez » 26 Şub 2015 23:09

Dağ Kapısı ( Harput Kapısı, Bab-ı Cebel )
Dağ Kapısı ( Harput Kapısı, Bab-ı Cebel )
Dağ Kapısı şehrin kuzeyinde iki silindirik burç arasında yer alır. Dağ Kapı 1930’lu yıllarda yapılan yıkımdan zarar görmesine rağmen ana kapı yıktırılmadan günümüze kadar kalmış ve onarımdan geçirilerek kullanılmaktadır. Kapı farklı dönemlere ait yapım evreleri geçirmiştir. Kapının üzerinde Roma İmparatorunun Latince, Bizans İmparatorunun Grekçe kitabelerinin yanı sıra Abbasi ve Mervani dönemlerine ait onarım kitabeleri yer almaktadır. Dağ Kapı Burcu’nun üst katında bulunan Mervanî Mescidi, Mervani Hükümdarı Ebû Nasır Muhammed bin Cehir tarafından Kitabesine göre hicri 447 yılında yaptırılmıştır. Buranındaha önceden itfaiye hizmetlerine ayrılmış olması, yapının tahribatına yol açmıştır. Dağ Kapı’nın 1980’li yıllar sonrasında işlev kazanması, sergilere mekân oluşu, şehrin merkezi alanında kültürel çalışmaların yansıtılması açısından bir farklılık oluşturmaktadır. Kapının iç cephesinde kastal (çeşme) bulunmakta fakat aktif değildir. Kastalin yanında bulunan kabirler, eski özellikleri göz önünde tutularak korunmuşlardır. Dağ Kapı’nın üç yanı koruma amaçlı demir parmaklıklarla çevrilmiş fakat bu haliyle de yapının rahat biçimde gezilmesini engellemekte ve görünümünü bozmaktadır. Üst kata çıkılan taş basamaklar, asıl biçimi bozmamak endişesiyle onarılmadan bırakılmıştır. Dağ kapı’nın doğu ve batısında iki dairesel burca yer verilmiştir. Her iki burcun üzerine de farklı düzenlemelerden meydana gelen kabartmalar islenmiştir. Dağ Kapı burcunda avuç içini tümüyle gösterir biçimde, parmaklar aşağıda dönük tarzda tek bir taş üzerine el figürü işlenmiştir. El motifi üzerine Diyarbakır’ı konu alan kaynaklarda herhangi bir açıklama yer almamaktadır. El figürü halk arasında ‘Peygamberimizin kızı Fatma Ana eli’ olarak bilinmektedir. Dağ Kapı farklı devletlerin kitabelerini ve kabartmalarını taşıyan, bu yönüyle diğer burçlardan ayrılması gereken farklılıkları içermektedir. Burçta yeralan el figürü tek örnektir. Hayat Ağacı, motifi bu burçta bulunmaktadır. Bitkisel motiflerden üzüm ve yaprak, burçta görülmektedir. Roma- Bizans Dönemi kalan kitabeler ve Gamalı Haç ile Abbasîlerden Osmanlılara kadar gelen kabartmalar bulunmaktadır. Burçta Abbasilere ait güvercin, hayvan ve bitki motiflerindeki stilizasyon alabildiğine naif ve spontane bir biçimde yapılmış oldukları dikkati çekmektedir. Dağ Kapısı’nın iç tarafı tamamen Mervan Oğulları dönemine aittir. Dış tarafının üstü Abbas oğullarıyla Roma ve Bizanslıların stillerini göstermektedir. En altta geyik ve geyik avı resimleri, koşan at, boğa, onların üstünde gamalı haç bulunmaktadır. Boğa ve arslanlar gamalı haçın altında koşan geyik resmi hiçbir şekilde Romalılara işaret etmemektedir. Gamalı haç ve buna doğru karşılık gelen eski bir aktarımı yansıtmaktadır. Totemizme ait geleneklerin yansıyan sembolleri olmalıdır.
http://www.diyarbakirkulturturizm.org/Y ... ebel--/290

Cevapla