Kültepe - Kaniş Karum Ören Yeri

faruk gorez

Kültepe - Kaniş Karum Ören Yeri

Mesaj gönderen faruk gorez » 09 Ağu 2015 12:30

Kültepe Kaniş Karum'da Heyecanlandıran Çalışma

Kültepe Kaniş Karum'da kazı çalışmaları sürerken, kazı başkanı Fikri Kulakoğlu yaptıkları çalışmalarda saray olduklarını tahmin ettikleri yapı üzerinde durduklarını söyledi.

Kültepe Kaniş Karum Kazı Başkanı Fikri Kulakoğlu, yaptıkları çalışmalarla ilgili olarak bilgi verdi. Kulakoğlu Kültepe kazılarına 4 Ağustos tarihi itibariyle başladıklarını belirterek, çalışmalarını tüm hızıyla sürdürdüklerini kaydetti. Kulakoğlu ayrıca, "Tabi çalışmalara başlamadan önce ciddi bir temizlik çalışması yapmak durumunda kaldık. Yağışlı geçen mevsim itibariyle ciddi anlamda bir ot mücadelesi ile uğraştık. Bu seneki kazıların hedefi öncelikle büyük anıtsal yapının açığa çıkartılmasıdır. 2010 yılından bu yana yaptığımız çalışmalarda höyüğün hemen batı kısmında 75 metreye 65 metre ölçülerinde büyük bir yapıyla karşılaştık. Bu yapı esas itibariyle henüz daha çeyrek kısmında çalışmaların sürdürüldüğü bir yapı. Büyük olasılıkla bu yapı en azından 100'e 150 gibi büyük bir yapı olacaktır. Bunun ancak bir çeyreğinde çalışabiliyoruz. Bu yapı büyüklüğünden öte şöyle önemli bir özellik arzetmekte; günümüzden 4 bin 500 yıl önceye tarihlenen yapı büyük bir olasılıkla bir idari yapının yani o dönem için bir sarayın bir kısmını oluşturmaktadır. Çalışmalarımız bu yapı üzerinde yoğunlaşacak" diye konuştu.

Çalıştıkları yapı ile ilgili konuşan Kulakoğlu, "Bu büyüklükteki bir yapı esas itibariyle ne Anadolu'da var ne de Güneyimizdeki Suriye ve Mezopotamya'da karşımıza çıkıyor. Bu yapı en azından şimdilik gördüğümüz kadarıyla 2 ayrı yapıdan oluşmaktadır. Büyük olasılıkla o dönemde gerçekleştirilen ticari ilişkilerin sonucunda güneyden gelen malların depolandığı özel bir bina olmalı ve büyük olasılıkla da bir saray niteliğinde ki bir yapının parçasını oluşturmaktadır. Çalışmalar bu yapıyla birlikte tabi ki bu yapının güneyindeki uzantısı ve onun üzerindeki kalıntıları araştırmakla da geçecektir. Hedefimiz bu yapının en azından hemen hemen bir kısmının planını tamamlayabilmek daha sonra da bu yapının karakterini, fonksiyonunu öğrenebilmek olacak" şeklinde konuştu.

Çalışmalarının farklı noktalarda gerçekleşeceğini ifade eden Kulakoğlu, "Eğer bir aksilik olmazsa yine Karum alanında 4 bin yıl önce Anadolu'ya gelmiş olan tüccarların yerleştiği aşağı şehirde de çalışmalarımız gerçekleşecek. Yine orada da yeni bir evin, yeni bir yapının ve özellikle de bir tüccarın arşivine ulaşmak mümkün olacaktır diye bir beklenti içindeyiz" dedi.
dha
kultepe-kanis-karum-da-heyecanlandiran-calism-7583029_x_o.jpg
kultepe-kanis-karum-da-heyecanlandiran-calism-7583029_x_o.jpg (70.54 KiB) 1177 kere görüntülendi

faruk gorez

Re: KÜLTEPE - KANİŞ- KARUM

Mesaj gönderen faruk gorez » 09 Ağu 2015 19:22

buyuk-6.gif
buyuk-6.gif (286.62 KiB) 1173 kere görüntülendi

faruk gorez

Re: KÜLTEPE - KANİŞ- KARUM

Mesaj gönderen faruk gorez » 09 Ağu 2015 19:24

KAYSERİ PİRAMİTLER GİBİ - KOLEZYUM GİBİ BİR TARİHİ ESERE KAVUŞUYOR....TARİHİ KÜLTEPE ŞEHRİ..

ÇAPI 3KM 50.000 KİŞİNİN 4500 YIL ÖNCE YAŞADIĞI TARİHİ BİR BÖLGE...

faruk gorez

Re: KÜLTEPE - KANİŞ- KARUM

Mesaj gönderen faruk gorez » 08 Eyl 2015 01:24

KÜLTEPE’DE 2 BİN 500 YIL ÖNCESİNE İNMEK İÇİN KAZI DEVAM EDİYOR


Kayseri-Sivas Karayolu’nun 20. kilometresinde bulunan Kültepe, Kaniş, Karum Höyüğü’nde 1948 yılında başlayan kazılarda bugüne kadar yaklaşık 23 bin 500 tablet çıkartılırken, arkeologlar milattan önce 2 bin 400-2 bin 500 yıl daha eski döneme inebilmek için kazılara devam ediyor.
Kazı Başkanlığını Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu’nun yaptığı Kültepe - Kaniş - Karum Höyüğü’ndeki çalışmalar aralıksız devam ediyor. 1948 yılında başlayan kazılardan bugüne kadar yapılan çalışmalarda 25 bine yakın tablet çıkartılırken ören yerinin yüzde 10’luk kısmının kazıldığı bildirildi. Ören yerinin güney kısmında çalışmalar devam ederken yaklaşık 1 ay önce kazılmaya başlayan başka bir bölgede de çalışmalar hızla sürüyor. Kazı heyetinden sorumlu Japonya Notre Dame Seishin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ryoichi Kontani Eski Tunç Çağı’nın Kültepe’nin neresine kadar yayıldığını öğrenmek ve 2 bin 500 yıl daha eski döneme inmeye çalıştıklarını söyleyerek, “Biz şimdi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu’nun başkanlığında Japon heyeti olarak Kültepe’deki ilk kazı. Burası 10 X 10 metre. Burayı açmanın amacı daha önceki kazıda Eski Tunç Çağı’nın Kültepe’nin nereye kadar yayıldığını hem de aşağı yukarı milattan önce 2 bin 400 - 2 bin 500 yıl daha eski döneme inmeye çalışıyoruz. Hemen hemen bir aydır kazıyoruz” dedi.
Bugüne kadar 3 idol parçasını çıkardıklarını ifade eden Japon arkeolog Kontani, “Mermerden yapılan eski Tunç Çağı’na ait idol parçası olarak 3 tane çıktı. Kültepe’nin sadece eski binada değil özel mahalde de olabileceğini düşünüyoruz. O çok mühim” ifadelerini kullandı.
iha
fft256_mf11005163.Jpeg
fft256_mf11005163.Jpeg (38.96 KiB) 1158 kere görüntülendi

faruk gorez

Re: KÜLTEPE - KANİŞ- KARUM

Mesaj gönderen faruk gorez » 11 Eyl 2015 12:23

Beş bin yıllık bina çamurla sıvanarak korunuyor
Kayseri-Sivas karayolunun yirminci kilometresindeki Kültepe, Kaniş, Karum höyüğünde 1948 yılında kazılara başlanırken son 5 yıldır süren kazılarda ortaya çıkartılan eski Tunç Çağı’nın en büyük binalarından biri çamurla sıvanıyor.

Kazı başkanlığını Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu’nun yaptığı Kültepe - Kaniş - Karum höyüğündeki çalışmalar aralıksız devam ederken, son 5 yılda yapılan kazılarda ortaya çıkartılan yaklaşık 5 bin yıllık bina korunmak için çamurla sıvanıyor.
Anadolu’nun değil eski Tunç Çağı dönemindeki yaklaşık 5 bin yıl önceki en büyük binalardan biri olduğunu vurgulayan Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri
Kulakoğlu, binayı kazmanın yanı sıra korumayı hedeflediklerini söyledi. Kulakoğlu, 2009 yılından itibaren Kültepe’nin tepe kısmında çalışmalara başladıklarını anlatarak şunları söyledi:
"Bu çalışmalar sırasında 2010 yılından itibaren büyük binayı açığa çıkarmaya başladık. Bu büyük bina taş temel üzerine kerpiç duvarlardan örülmüş. Binanın yaklaşık 75 metre doğu-batı yönünde olduğunu anladık. Ama bu daha da ileriye gidecek gibi. Aynı şekilde kuzey-güney yönünde yaklaşık 65 metre uzunluğunda bir bina. Bu bina sadece Anadolu’nun değil eski Tunç Çağı dediğimiz yani günümüzden 5 bin yıl önceki tarihlerdeki en büyük binalardan bir tanesi. Bu binayı biz kazıyoruz. Diğer taraftan kazdığımız binayı korumak diğer bir hedeflerimizden bir tanesi.”
Binayı korumak için çeşitli yöntem denediklerini dile getiren Prof. Dr. Kulakoğlu, şunları söyledi: “Burada biz bu binayı korumak için başta restoretör ve konservatörümüz ile birlikte çalışmalara başladık. Bu çalışmalar sırasında bir de doktora tezi hazırlandı. Bu koruma çalışmaları sırasında bu binanın nasıl korunabileceği yönünde yöntem geliştirildi. Çeşitli kimyasal yöntemler denendi. Çeşitli fiziksel yöntem denendi. Ama şunu gördük ki yaklaşık 4 sene boyunca bu binayı korumak için alışılagelmiş geleneksel yöntemlerin dışında başka bir koruma mümkün değil. Hem pahalı hem de uzun zaman gerektiren kimyasal yöntemler söz konusu ama genel olarak açıkçası bir işe yaramıyor.”
ÇAMURLA TARİH KORUNUYOR
Anadolu’da yaklaşık 10 bin yıldır kerpici korumak için kullanılan çamurla sıvama yönteminin en iyi yöntem olduğunu söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun yerine bizim Anadolu’muzda yaklaşık 10 bin yıldır kullanılan kerpici korumak sadece sıva ile mümkün. Bu sıva da sadece kendi toprağında ya da topraktan alınan malzemelerden oluşması gerekiyor. Dışarıdan başka bir malzeme de getirmeye gerek yok. Bugüne kadar yaptığımız korumada şundan eminiz ki maliyet açısından en elverişli yöntem, diğer taraftan da hızlı ve güvenilir bir şekilde yapılması açısından da en hızlı yöntem bu çamur ile sıvamak. Tarihi bir anlamda çamur ile koruyoruz. Bir anlamda gelecek kuşaklara çamur sayesinde kazdığımız yapıları aktarabilmiş oluyoruz. O anlamda en doğru yöntem bu olduğunu da tecrübeyle öğrenmiş olduk.”
Konu üzerinde yapılan doktora tezinden bahseden Kulakoğlu, şöyle konuştu; “Yapılan doktora tezinin sonucu şuydu. Kerpici korumak mümkün değil, kerpici ancak kendi yerel malzemesiyle sıvayarak korumak mümkün. Bunu biz doktora tezine gerek kalmadan 10 bin yıldır öğrenmiştik. Burada aynı şekilde bu yapıyı korumak istiyoruz.”
Öte yandan arkeologlar hem tarihe ışık tutacak materyal bulabilmek için kazılara devam ederken, hem de ortaya çıkardıkları yapıları korumak için çalışmalarını sürdürüyor.
İHA
bes-bin-yillik-bina-camurla-sivanarak-korunuyor-1221011-664x354.jpg
bes-bin-yillik-bina-camurla-sivanarak-korunuyor-1221011-664x354.jpg (253.05 KiB) 1151 kere görüntülendi

faruk gorez

Re: KÜLTEPE - KANİŞ- KARUM

Mesaj gönderen faruk gorez » 16 Eki 2015 14:29

Kültepe tabletleri dünya mirası oldu

Kayseri'deki Kültepe kazılarında ortaya çıkarılan Kültepe Tabletleri, UNESCO Dünya Belleği'ne kabul edildi
Kültepe tabletleri dünya mirası oldu

Kayseri'deki Kültepe kazılarında gün ışığına çıkarılan ve çivi yazısıyla Asurca yazılan Kültepe Tabletleri, UNESCO Dünya Belleği'ne kabul edildi.

Birleşik Arap Emirlikler'nin başkenti Abu Dabi’de gerçekleştirilen üç günlük UNESCO Dünya Belleği Programı Uluslararası Danışma Komitesi toplantısının ardından, 47 yeni miras daha listeye kaydedildi. 14 üyeli komite, 40 ülke tarafından önerilen toplamda 88 yeni dökümanter mirası inceledi ve 47 mirasın Dünya Belleği Kütüğü’ne girmesini onayladı. Kayseri Müzesi tarafından korunan ‘Kültepe Tabletleri’nin de kütüğe kaydedilmesiyle birlikte, Boğaziçi Üniversitesi Gözlem ve Deprem Araştırma Enstitüsü Kandilli Rasathanesi El Yazmaları, Boğazköy Hitit Tabletleri, İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi İbn-i Sina Yazmaları Koleksiyonu ve Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nin ardından, Türkiye’nin toplam 5 mirası, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer almayı başardı.



Konuyla ilgili Kayseri Müze Müdürlüğü’nde yapılan toplantıya, Vali Orhan Düzgün, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik ve Kültepe Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu katıldı. Ortaya çıkan tabletlerin hem tarih hem de kültür turizmi açısından büyük önem taşıdığını belirten Vali Düzgün, “Kültepe tabletleri olarak isimlendirilen ve o dönemin sosyal, ekonomik yaşantısına ilişkin bize fikir veren bu yazılı eserler için Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu hocamızın da girişimiyle, UNESCO’nun Dünya Belleği listesine girmesi için müracaatta bulunmuştuk. Geçtiğimiz hafta yapılan toplantıda da, Türkiye’den UNESCO Dünya Belleği listesine, Kültepe tabletlerinin girmesi değer bulundu. Bu vesileyle, özellikle tarihe ilgi duyan insanların ilgisi Kayseri’ye yönelmiş olacak. Bu tabletlerin ortaya çıktığı Kültepe Örenyeri’nin ziyaretçi sayısının artmasını ve bu tabletlerin sergilendiği Kayseri Müzesi’nin ziyaretçi sayısının artmasını hedefliyoruz” dedi.

'Anadolu tarihinin başlangıcı Kayseri'

Anadolu coğrafyasının kodlarının bu tabletlerde olduğunu ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik de, eserlerin listeye girmesinde emeği olan herkese teşekkür ettiğini dile getirdi.

Anadolu tarihinin başlangıcının Kayseri olduğunu savunan Kültepe Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu ise, şunları söyledi:

"Kayseri, Anadolu tarihini başlatan yazılı belgelere sahip. Anadolu insanı ilk kez Kültepe’de, Kayseri’de okuma yazmayı öğrendi. Anadolu tarihinin başlangıcı Kayseri ve biz bunları, yapılan kazılarda ortaya çıkardık. UNESCO listesinde girmesindeki en önemli neden, bunların herhangi bir şekilde kraliyet veya sarayın arşivi olmaması. Bunlar, bugün Kayseri’deki gibi özel tüccarların arşivleri. Bugün bir ticari firmanın muhasebe bürosunda ya da arşivinde ne buluyorsanız, bizim Kültepe’deki tüccar evleri de, aynı şekilde o arşivlerle dolu."
DHA

faruk gorez

Re: KÜLTEPE - KANİŞ- KARUM

Mesaj gönderen faruk gorez » 10 Kas 2015 11:51

Kültepe Kayseri'nin dünyaya açılan kapısı

MUSA ÖZYÜREK - Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü'nde uzun yıllardır yapılan kazılarda çıkarılan 5 bin yıllık çivi yazılı kil tabletlerin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesi, dünyadaki bilim adamı ve tarihçilerin ilgisinin Kayseri'ye yönelmesini sağladı.


Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kültepe Tabletleri'nin tüm insanlığın ortak malı olduğunun tescillendiğini söyledi.

Kulakoğlu, uluslararası alanda tanınan arkeoloji uzmanı, bilim insanı ve tarihçilerin, dünyada başka bir yerde olmayan bu eserleri görmek için Kayseri'ye gelmek istediğini ifade etti.

Tabletlerin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesinin, Kültepe'nin, dolayısıyla da Kayseri'nin dünyaya tanıtılmasını sağladığını dile getiren Kulakoğlu, şunları kaydetti:

"Kayseri diye bir yerin olduğunu bilmeyen bir çok insan, Kültepe ile Kayseri'nin adını duymuş oldu. Kültepe uluslararası platformlarda konuşuluyor. Dünyanın birçok ülkesinden Kültepe'yi görmek için gelecek insanlar olacak. Önümüzdeki yıllarda bunu daha fazla görüp hissedeceğiz. Birçok bilim insanı önümüzdeki yıl için tatil ve gezi programını Kültepe olarak değiştirmiş durumda. Eserler üzerinde bir farkındalık oluşturuldu. Biz yıllardır Kültepe Tabletleri'nin tanıtımı için gayret sarf ediyor, sempozyumlar düzenliyorduk ama istediğimiz etkiyi oluşturamıyorduk. Eserlerin UNESCO listesine girmesiyle reklam ve tanıtım faaliyetini de başarmış olduk."

-"5 bin yıl önceki sosyo kültürel yapı hakkında bilgi veriyor"

Kültepe Tabletleri'nin, insanlık tarihi boyunca gelmiş geçmiş en büyük özel çivi yazımı tablet arşivi olmasından dolayı UNESCO listesine girdiğini anımsatan Kulakoğlu, bu eserlerin sayı ve içerek bakımından ayrı bir önem taşıdığını vurguladı.

Boğaz Köyü Hitit Tabletleri'nin de UNESCO listesinde yer aldığını ancak Hitit Tabletleri'nin kraliyet, saray veya tapınağa ait olduğunu bildiren Kulakoğlu, şöyle devam etti:

"Kültepe Tabletleri tamamen özel sektöre, özel şahıslara ait. Tabletlerin içeriği yüzde 99 ticari. Yani devletin resmi kayıtları değil, insanların, serbest tüccarların arşivi özelliğinde. Bu anlamda aslında dünyadaki en erken özel sektör kayıtları. Bundan dolayı da tabletlerde ticari alışverişte tüccarların duyguları, o anki ruh halleri, sevinçleri, üzüntüleri yansıtılmış. Bu tabletler sayesinde 5 bin yıl önce yaşamış insanların başka hiçbir yerde göremeyeceğimiz sosyo kültürel yapısı hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Sadece alışveriş değil, günlük hayatta da ne yaşadıklarını anlayabiliyoruz. Devlet kayıtlarında böyle bir bilgiye ulaşmamız söz konusu değil çünkü tüm kayıtlar resmi ve net rakamlarla belirtilmiş."

Kulakoğlu, bundan sonra Kültepe'deki tüm kazıların UNESCO gözetiminde gerçekleştirileceğini ve daha hassas ve zengin bir çalışma temposunda olacaklarını, Kültür ve Turizm Bakanlığının da daha fazla ödenek ayıracağını söyledi.

-Restorasyonlar yapılacak

Dünyaya açılan Kültepe'nin yurt içi ve yurt dışından ziyaretçi akınına uğraması beklentisini ifade eden Kulakoğlu, eserlerin tahribatını önleyecek koruma önlemleri alınıp restorasyon çalışmaları yapılacağını, ziyaretçilerin rahat gezebilmesi için de ören yerinin düzenleneceğini bildirdi.
AA

faruk gorez

Re: KÜLTEPE - KANİŞ- KARUM

Mesaj gönderen faruk gorez » 19 Kas 2015 12:26

Kullandığımız 300 Kelimenin Tarihi 5 Bin Yıl Öncesine Dayanıyor

Kültepe Kaniş Karum höyüğündeki kazılarda bulunan çok sayıda çivi yazılı tablet, bugün kullandığımız birçok kelimenin 5 bin yıl önce de kullanıldığını ortaya çıkardı.

Kullandığımız 300 Kelimenin Tarihi 5 Bin Yıl Öncesine Dayanıyor


Kültepe Kaniş Karum Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, 5 bin yıl öncesine dair çok sayıda çivi yazılı tabletler bulduklarını açıklayarak, bugün kullanılan birçok kelimenin de 5 bin yıl önce yaşayan insanlar tarafından kullanıldığını tespit ettiklerini belirtti.

"5 BİN YILLIK TARİHE IŞIK TUTACAK BİLGİLER"

Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, sadece Anadolu değil, Mezopotamya, Suriye'nin de 5 bin yıllık tarihine ışık tutacak bilgilere Külte Kaniş Karum höyüğündeki kazılarda ulaştıklarını ifade etti.

25 BİN YAZILI KİL TABLET BULUNDU

Bugüne kadar kazılardan 25 bin çivi yazılı kil tablet bulduklarını aktaran Prof. Dr. Kulakoğlu, bu kazılarda çıkan tarihi eserlerin, tarihi kayıtların ne bir saraya, ne de bir krala ait olmadığını tamamen o dönemde yaşayan insanların kendi arasındaki işlemlerle ilgili olduğunun altını çizdi.



"TABLETLER ÖZEL TÜCCARLARIN ARŞİVLERİDİR"

Kulakoğlu, bugün bir işletmede, bir tüccarın muhasebe bölümünde olan bütün ticari belgelerin 5 bin yıl önce de tüccarların elinde olduğunu tespit ettiklerini belirtti. Prof. Dr. Kulakoğlu, şu bilgileri verdi: "Bugüne kadar 25 bine yakın tablet çıkarıldı ve turizme kazandırıldı. Doğal olarak bu tabletlerin içerikleri zengin konulara sahip. Bizim için önemli olan şu. UNESCO listesine girmesindeki en önemli etki bunların herhangi bir sarayın, kralın arşivleri olmamasıdır. Bu tabletler bugün bizim Kayseri'deki gibi özel tüccarların arşivleridir.



"KAYSERİ'NİN TİCARİ DEHASININ GENLERİNİ BULUYORUZ"

Bugün ticari firmada, muhasebe arşivinde ne buluyorsanız bizim Kültepe'deki tüccar evlerinde bu konularda arşivler var. Tüccar arşivinde ne olur? Ekonomik anlamda ticari konular olur. Alacak, borç, kredi, faiz, ödemeler olur. Bazen cezalar olur. Bugün de aynı şekilde firmanın muhasebesinde var. Bunların yanında şunları öğreniyoruz. Burada kârâ geçen her türlü işlemle ilgili tüccarın ödemeleri KAYIT edilmiş. Başlık parası, kan parası, Köprüden geçtiği zaman ödediği vergi. Krala ödediği vergi. Ticari malların yani altının, bakırın, gümüşün, kalayın fiyatlarını öğreniyoruz. Arada tarihi ve sosyal tabletler var. Kültepe sadece Anadolu tarihini değil Mezopotamya ve Suriye'nin tarihini de aydınlatıyor. Arşivlerin özelliği bu. Boğazköy'de kralın icraatları ve faaliyetleri, ordunun zaferlerini anlatan arşiv var. Ama Kültepe'de çıkan tamamen para ile ilgili. Para eden ne varsa KAYIT edilmiş. Kayseri'nin ticari dehasının genlerini buluyoruz."

"BİRÇOK KELİME 5 BİN YIL ÖNCE KULLANILIYORDU"

Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, kazılarda para ile ilgili ne var ise bunların kayıtlarını bulduklarını anlatarak, daha da önemlisinin Anadolu insanının 5 bin yıl önce ilk kez okuma yazmayı öğrendiğinin de kayıtları olarak tabletleri gösterdi. Bunun önemli kazanç olduğunu anlatan Prof. Dr. Kulakoğlu, "Bugün olduğu gibi o gün de bilgi en büyük güç. Bu tabletlerle bilgiyi KAYIT ediyoruz. Anadolu insanı o dönemde en iyi çağını yaşadığını görüyoruz." dedi.



"300 KELİMENİN TARİHİ 5 BİN YIL ÖNCESİNE DAYANIYOR"

Bu tabletlerin Akadca denilen dünyanın ilk imparatorluğu yani günümüzden 5 bin yıl önce oluşmuş bir dilin genç versiyonu olduğunu aktaran Prof. Dr. Kulakoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Tabletlerdeki dil Akadca'nın Asurca versiyonu ile yazıldığını görüyoruz. Çivi yazısıyla yazıldı. Asurca şöyle bir dil. Günümüzdeki kadim dillerin atası. Asurca ve Akadca. Arapça en kadim dillerden birisidir. Asurca'da, Arapça'ya geçmiş günümüzde bizim Türkçe konuştuğumuz birçok kelime var. Bunlardan bazıları şunlar; şemsiye, tercüman, kira, gebermek, emlak, beleş, akraba, esir, siftah, hata, hınzır, garb, erbab, haram, öşür, icar, ahize, akşam, neccar (marangoz), kabir, nadas, kese (para çantası), mevta (ölmek), müzakere, lisan, reis (baş-kafa), şakül, vekil, zikir, zürriyet, mahrem, ispat, mazbata. Yani 300 tane kelime var. Biz kullanmaya devam ediyoruz. Arapçadan bize geçmiş kelimelerin kökeni Kültepe'den geçen kelimelerdir."
AA
kullanilan-300-kelimenin-tarihi-5-bin-yil-onc-7890126_x_o.jpg
kullanilan-300-kelimenin-tarihi-5-bin-yil-onc-7890126_x_o.jpg (51.93 KiB) 1085 kere görüntülendi
kullanilan-300-kelimenin-tarihi-5-bin-yil-oncesine-7890126_7622_m.jpg
kullanilan-300-kelimenin-tarihi-5-bin-yil-oncesine-7890126_7622_m.jpg (130.51 KiB) 1085 kere görüntülendi
kullanilan-300-kelimenin-tarihi-5-bin-yil-oncesine-7890126_7991_m.jpg
kullanilan-300-kelimenin-tarihi-5-bin-yil-oncesine-7890126_7991_m.jpg (101.82 KiB) 1085 kere görüntülendi
kullanilan-300-kelimenin-tarihi-5-bin-yil-oncesine-7890126_9364_m.jpg
kullanilan-300-kelimenin-tarihi-5-bin-yil-oncesine-7890126_9364_m.jpg (102.14 KiB) 1085 kere görüntülendi

faruk gorez

Re: KÜLTEPE - KANİŞ- KARUM

Mesaj gönderen faruk gorez » 30 Nis 2016 19:02

Hitit Uygarlığının Temelleri Kültepe'de Atıldı"

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kayseri'nin, Anadolu'nun en önemli uygarlıklarından Hititler'in kuruluşunda da önemli rol oynadığı bildirildi.



ORHAN CANBULATEL - Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kayseri'nin, Anadolu'nun en önemli uygarlıklarından Hititler'in kuruluşunda da önemli rol oynadığı bildirildi.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kültepe'nin tarihte iki büyük yangın geçirdiğini ve bu sayede evlerdeki eşyaların günümüze kadar ulaşabildiğini söyledi.

Kültepe kazı bölgesinde yaklaşık 70 yıldır süren kazılarda ortaya çıkarılan evlerin hiçbirinde insan iskeletine rastlanmadığına dikkati çeken Kulakoğlu, "Yangınlarda insanlar canlarını kurtarmış ama evlerin içindeki eşyalar olduğu gibi kalmış. Bu anlamda şanslıyız. Evlerin içinde günlük hayatta kullanılan her şey var. Pişirmede kullanılan ocaklar, tencereler, bizim mangallar gibi seyyar ocaklar, küpler. Örneğin boğa biçimli küp dünyada eşi olmayan bir eser. Bir evin envanterinden çıktı." dedi.

Kulakoğlu, Kültepe'nin günümüzden 4 bin yıl önce seramik üretiminde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Burada bulunan seramik örnekleri hiçbir yerde yok. Ne Anadolu'da ne ön Asya'da hiçbir merkezde bu kadar renkli ve çeşitli seramik yoktur. Burada üretilen eserler günlük hayatta kullanılıyor ama bu çanak çömleği öyle bir hale getirmişler ki buna sanat demek gerekiyor. Üzerlerine hiç gereği olmadığı halde hayvan figürleri aplike etmişler, kasnaklar ilave etmişler, mesela 'meyvelik' olarak tabir ettiğimiz kaplara süslemeler yapmışlar ama bunlar çok özel şeyler. Sunu kabının ağız kısmına bir boğa başı eklemişler. Bir kulp yetecekken 3-5 fazla kulp yapmışlar, bir albeni yaratmışlar. Biz bu kapları bazen setler, takımlar halinde bulabiliyoruz. Bunların yanında dünyada başka bir yerde olmayan çok güzel eserler var. Bunlar o dönemde entelektüel birikimin de yansımaları. Bu dönemde Anadolu ilk defa kabuğundan çıkıyor, ilk defa entelektüel seviyeye ulaşıyor. Artık yavaş yavaş dış dünyada neler var, bunlardan haberdar oluyorlar."

Kazılarda ele geçen içki kaplarının üzerine aslan, antilop, boğa gibi tanrıların kutsal hayvanlarının işlendiğini vurgulayan Kulakoğlu, dönemi için ender köpek figürlü kaplar, salyangoz biçimli ve insan figürlü kaplar, çeşitli oyuncaklar ve çıngıraklar, her türlü madenden yapılmış silahlar, mızrak uçları, baltalar, bunların kalıpları, madeni kaplar ile altın ve bronzdan kaplar bulduklarını ifade etti.

"Hitit uygarlığının temeli Kültepe'de atılıyor"

Kulakoğlu, Kültepe'deki mezarlarda altın ve gümüş eşyalara da rastladıklarını, bunların tüccarların öteki dünyada da ticaret yapabilmesi amacıyla sermaye olarak yanlarına konulduğunu anlattı.

Bütün bu malzemelerin Kültepe'den sonra oluşmaya başlayacak Hitit kültürünün de temellerinin burada atıldığını gösteren buluntular olduğunun altını çizen Kulakoğlu, şu bilgileri verdi:

"Hititler tarafından yaratıldığı öne sürülen uygarlığın temeli aslında Kültepe'de atılıyor. Kültepe ilk Hitit kralının yaşadığı, ilk Hitit isimlerinin geçtiği yer. Tabletlerde Hattuşili (Hattuşalı) olarak anılan bazı kişilerin Kültepe'de yaşadığını biliyoruz. Kültepe'nin yıkımından sonra Boğazköy'de kurulacak olan Hattuşa'daki krallık köken olarak, kültür olarak Kültepe'de oluşmaya başlıyor. Buradaki eserler Anadolu'da ilk kez kurulacak olan büyük devletin öncülerini gösteren eserler. Kazılarda ele geçen çıplak tanrıça heykeli, gülüşüyle, duruşuyla daha sonra Hitit döneminde göreceğimiz birçok tasvirin öncüsü, Kültepe'de bulunan altın plaka üzerindeki savaş tanrısı, daha sonra bizim Boğazköy'deki Kral Kapısı'nda ya da diğer Hitit anıtlarında karşılaştığımız savaşçıların öncüsü. Bu anlamda Kültepe kendisinden sonra gelecek olan krallığın, kültürün de öncüsü olmuştur."

Kayseri'de 2008 yılından itibaren yaptıkları yüzey araştırmalarında 124 höyük tespit ettiklerini, bunlardan yaklaşık 50'sinde Hitit yerleşimi bulunduğunu dile getiren Kulakoğlu, Hititler denince akla Çorum'un, Boğazköy'ün geldiğini ancak Kayseri'de Çorum'dan çok daha fazla Hitit eseri ve kalıntısı yer aldığını sözlerine ekledi.

faruk gorez

Re: Kültepe - Kaniş - Karum

Mesaj gönderen faruk gorez » 25 Tem 2016 12:49

Kültepe Kaniş-Karum'da Kazı Çalışmaları Başladı

Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, Kültepe Kaniş Karum’da 12 Temmuz itibariyle kazıların başladığını söyledi.

Kültepe Kaniş-Karum'da Kazı Çalışmaları Başladı


Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, Kültepe Kaniş Karum'da 12 Temmuz itibariyle kazıların başladığını söyledi.

Kayseri-Sivas Karayolu'nun 20. kilometresinde bulunan Kültepe Kaniş-Karum Höyüğü'nde 1948 yılında başlayan kazılara, bu sene de kaldığı yerden başlandı. Kazı çalışmalarının 12 Temmuz itibariyle başladığını kaydeden Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, "2016 yılı Kültepe Kaniş Karum kazılarını 12 temmuz itibariyle başlatmış bulunuyoruz. Bu yıl ki kazılarımızdaki hedefimiz yine Asurlu tüccarlardan önce Kültepe'ye yerleşmiş kaniş dediğimiz insanların geçmişiyle ilgili bilgi toplamak. Çalışmalarımızı aşağı yukarı eylül ayının sonlarına kadar sürdürmeyi planlıyoruz ve bu çalışmalar sırasında bize hem Türkiye'deki çeşitli üniversitelerin hem de dünyadaki çeşitli tanınmış üniversitelerin bilim insanları da yardımcı olacak. Yaklaşık 70 kişilik bir heyetimiz var onlarla birlikte bu kazıları sürdürmeyi planlıyoruz ve bu çalışmalar sırasında özellikle de günümüzden 5 bin yıl öncesine ait Kültepe'de oturmuş yerli ve Kültepe'ye dışarıdan gelmiş insanların geçmişiyle ilgili bilgileri, bunların bıraktıkları kalıntıları toplamaya çalışacağız" ifadelerini kullandı.

Kulakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kültepe esas itibariyle Asurlu tüccarların Anadolu'ya getirdiği ve Anadolu insanına öğrettiği yazı ve çivi yazılı tabletlerle tanınmaktadır. Şimdiye kadar Kültepe'de bildiğiniz gibi yaklaşık 23 bin civarında çivi yazılı tablet bulundu. Bunlar Asurlu tüccarların bütün kayıtlarını tuttukları, burada yaptıkları işle ilgili hem muhasebe kayıtlarıdır. Bu arada da günlük hayata ilişkin verileri de sunmakta. Bu tabletler bilindiği gibi yine 2014 yılında UNESCO'nun dünya bellek listesine girdi. Bu aslında Türkiye'den dünya bellek listesine giren 5. Koleksiyon o anlamda son derece önemli ve özellikle de Kayseri'nin tanıtılması için şüphesiz ki çok büyük bir rol oynayacak. Şimdi bu tabletler esas itibariyle dediğim gibi ekonomik içerikli ticari metinler ama onların yanında o kadar ilginç bilgiler de geliyor ki onları da bu tabletler sayesinde günümüzden 4 bin sene önceki Anadolu insanının yaşantısı, sosyal kültürü, gelenekleri, görenekleri hakkında bilgiler de öğreniyoruz elde ediyoruz. Bu tabletler 4 bin yıl öncesine ait ama şimdi yaptığımız kazılarda bu tabletlerden de önceki döneme ilişkin hem yazılı hem de görsel malzeme elde ediyoruz ve bu anlamada da o Asurlu tüccarların getirdiği tabletler sayesinde Anadolu'da tarihi dönemi başlatan Kültepe'nin bu dönemi biraz daha geriye çekmesi yani eskiye çekmesi mümkün olacak gibi ama tabi ki bunu söyleyebilmek için henüz erken ve önümüzdeki yıllarda sanıyorum bu konuyla ilgili olarak net bilgiler verebileceğiz."
dha
kultepe-kanis-karum-da-kazi-calismalari-basla-8643630_o.png
kultepe-kanis-karum-da-kazi-calismalari-basla-8643630_o.png (566.87 KiB) 1013 kere görüntülendi

Cevapla